Kazı Destekleri

Kazı Destekleri

İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak Smyrna Antik Kenti kazılarının yanı sıra kentin diğer önemli arkeolojik miras alanları olan Foça, Erythrai, Bayraklı Ören Yeri, Yeşilova Höyüğü, Teos Antik Kenti, Klaros, Panaztepe, Urla-Klazomenai, Limantepe, Nif Dağı ve Metropolis’teki kazılara destek veriyoruz.

0
Kazı Alanı
0 TL
Yıllık Destek
0 +
Yıl
Agora / Antik Smyrna

Antik dönemde kentlerin kuruluşunu bir kahramana veya bir efsaneye dayandırma geleneği sıklıkla görülmektedir. İ.Ö. 3. binde İzmir körfezinin kuzeyinde kurulan Bayraklı-Tepekule Höyük olarak bilinen yerleşimin İ.Ö. 4. yüzyılın sonunda Pagos (Kadifekale) eteklerine taşınması da bu geleneğe uygun olarak Büyük İskender’e dayandırılmıştır. Eski Smyrna’nın ele geçirilmesi sırasında Makedonya Kralı İskender’in Asya Seferi sırasında Smyrna’ya geldiğine dair epigrafik ve arkeolojik bulgular sessiz kalmakla beraber Anadolu’da Perslere karşı yapılan ve zafer kazanılan ilk savaş olan Granykos Savaşını takiben Sardis’den Ephesos’a giden ana yolun üzerinde bulunan Smyrna’ya kısa bir süre de olsa uğramış olduğu varsayılmaktadır. Kentin kuruluş efsanesinde İskender’in adı, İ.S. 2. yüzyılda yaşamış Coğrafyacı ve Gezgin Pausanias tarafından telaffuz edilir.İskender’in avlanmak üzere geldiği Pagos (Kadifekale) Tepesi eteklerinde, Nemesisler Tapınağı önündeki bir pınarın başında ve bir çınar ağacının altında uykuya daldığını, rüyasında gördüğü iki Nemesis’in (Öç Tanrıçaları) ondan burada bir kent kurmasını ve halkın buraya göç etmesini istediğini anlatmaktadır. Yine efsaneye göre Tanrıçaların bu isteğini duyan Smyrnalılar bölgenin ünlü kehanet merkezi Apollon Klarios Tapınağı’na danışırlar. Tanrı Apollon Smyrnalılara “Kutsal Meles’in ötesindeki Pagos tepesinde (Kadifekale) oturacak olanlar eskisine göre üç dört kat mutlu olacaklardır.” yanıtını verir. Bu efsane pek çok Roma Dönemi Smyrna sikkesi (parası) üzerinde canlandırılmıştır.

Bayraklı Ören Yeri

Bayraklı Ören Yeri, İzmir’e adını veren antik Smyrna kentinin kurulmuş olduğu yerdir. Burası, İzmir Körfezinin kuzeydoğusunda, Bayraklı’da bulunan bugünkü adı Tepekule (eskiden Hacı Mutzo) olan bir tepecik üzerinde yer almaktadır. Bayraklı Höyüğü olarak da bilinen üzerinde Smyrna’nın kurulmuş olduğu yaklaşık 365 x 250 m ölçülerindeki bu tepe, aslında Sipylos dağından güneybatıya uzanan alçak, kayalık bir burundur.

Bayraklı’da MÖ 3000 civarında başlayan yerleşim, MÖ 11. yüzyılda Smyrna’nın kuruluşuna sahne olmuş ve kent Kadifekale eteklerindeki yeni yerine taşınana yani MÖ 3. yüzyıl başlarına kadar bu noktada yer almıştır. Kadifekale eteklerindeki yeni kentten ayrılması için Eski Smyrna olarak adlandırılan kentte gerçekleştirilen çalışmalarda ortaya çıkarılan mimari kalıntılar ile, ele geçen çok sayıdaki seramik, metal ve taş buluntu, bu yerleşimi Ege Kültürü’nün ve dünya arkeolojisinin önemli merkezlerinden biri yapmıştır.

Erythrai Ören Yeri

Çeşme’nin 25 km  kuzeydoğusunda bugünkü adıyla Ildırı’da bulunan  Erythrai, antik çağda Panionia Birliğine bağlı on iki devletten biridir. M.Ö. 11. yüzyılda Hellas’tan göç ederek Batı Anadolu kıyılarıyla yakınındaki adalara yerleşen ve tarihçilerin “İonlar” olarak tanımladıkları kolonistlerce kurulan bu on iki devlet, MÖ. 8. yüzyılda  birleşerek Panionion Birliğini  oluşturmuştur; ancak Erythrai’da  yürütülen kazılarda  ortaya çıkartılan kalıntılar ve buluntular,  burada İlk Tunç çağından başlayarak iskan olduğunu göstermiştir.

Foça

Foça’daki kazılar ilk olarak Félix Sartiaux ile başladı. 1913, 1914 ve 1920 yıllarında sondajlar yaptı. Daha sonra ara verilen çalışmalar, 1952’den 1957 yılına kadar sürekli olarak ve 1970 yılında Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal tarafından ele alındı. Son dönem kazıları ise, 1989 yılında başlamış olup, Prof. Dr. Ömer Özyiğit tarafından günümüze kadar gerçekleştirildi.

Phokaia, adını “fok” kelimesinden alır. Phokaia kentinin simgesi ise, Athena Tapınağı üzerinde protom biçiminde görülen griffon adı verilen karışık yaratıklardır. Kentin kuruluşu, son kazılarda ortaya çıkan verilere göre İ.Ö. III. bine, yani İlk Tunç Çağı’na kadar gider. Kentin, bu yıllarda ilk defa güney yamaçlarında kurulmuş olduğu anlaşıldı.

Liman Tepe Kara ve Su Altı Kazı ve Araştırmaları

Liman Tepe, İzmir körfezinin güneybatısında, Karantina adasının tam karşısında yer almaktadır. İzmir – Çeşmealtı kara yolu tarafından ikiye bölünmüş olan yerleşimde kara kazıları 1992 yılında, su altı kazıları ise 2000 yılında başlamıştır. Liman Tepe, Klazomenai antik kentinin tarih öncesi dönemlerine ait yerleşimidir.

Özellikle Erken Tunç Çağı için tüm Ege ve Anadolu’nun en önemli anahtar yerleşimlerinden biri konumunda olan bu merkezde en azından MÖ 5. Bin’den, Geç Tunç Çağı sonuna kadar kesintisiz bir tabakalaşma tespit edilmiştir. Yaklaşık 4 bin yıllık bu stratigrafi, İzmir Bölgesinin çağlar boyunca geçirdiği kültürel değişim ve etkileşimi ile bu bölgenin Anadolu ve Ege dünyası ile olan bağlantılarının ortaya konmasında anahtar bir rol üstlenmektedir.

Klaros Kutsal Alanı

İzmir ili, Menderes ilçesi, Ahmetbeyli Mahallesi sınırları içinde yer alan Klaros kutsal alanı, Cumaovası’nın (Menderes) güneyinde, ovayı güneydeki Kuşadası Körfezine bağlayan Ahmetbeyli Vadisinin (Ales) taban düzlüğünde yer alır. Klaros kutsal alanının kuzeydeki Kolophon’a (Değirmendere) uzaklığı 13 km, güneydeki Notion’a (Sahilevleri) uzaklığı ise 1.600 m dir.

Klaros pagan inancın bir kutsal alanı olması yanında aynı zamanda döneminin en önemli kehanet/bilicilik merkezinden biridir. Pausanias, “Kolophonluların, Klaros bilicilik merkezinin çok eski zamanlarda kurulduğuna inandıklarını” söyler. Antik metinlerde Apollon Klarios bilicilik merkezinin kuruluş öyküsü, İÖ 13. yüzyıl başlarında gerçekleşen ve Kolophon Ülkesi’nin, Akha kolonizasyonu dönemine değin gitmektedir. Klaros, kuruluşundan İS 4. yüzyılda terk edilişine değin antik dünyanın hemen her yerinden ziyaretçi almıştır.

Klazomenai Kazısı

Gediz ve Menderes nehirleri arasında uzanan topraklarda konumlanan Ion kent devletlerinden birisi de İzmir Körfezi’nin girişinde, güney sahilde yer alan Klazomenai’dır.  Şimdilerde Urla İlçesi’nin İskele Mahallesi’nin bulunduğu yerde konumlanan antik kent, esas anlamda anakarada yer alsa eski çağlarda açığında bulunan Karantina başta olmak üzere diğer adaları da kontrolü altında tutmaktaydı.  Klazomenai kelimesinin ne anlama geldiği konusunda ne yazık ki sağlıklı bilgiler yoktur.  Ionia’nın Klazomenai’ın da bulunduğu Hermos, yani Gediz Nehri’nin Ege Denizi’ne boşaldığı havzaya yakın bölümü Kuzey Ionia bölgesi olarak da isimlendirilir.

Klazomenai’de gerçekleştirilen kazılar buradaki yerleşimin çok uzun bir geçmişe sahip olduğu göstermiştir; en erken tarihli veriler neredeyse yedi bin sene öncesine gider ve buradaki iskan da konumunu pek değiştirmeden Helenistik dönem içlerine kadar devam eder. Prehistorik yerleşimin konumlandığı höyük oluşumuna sahip Liman Tepe mevkiindeki iskan izleri Klazomenai’ın Prehistorik dönemine aittir.  Tunç Çağları’nda, M.Ö. 3. ve 2. binli yıllarda Klazomenai’deki esas iskan Limantepe’nin bulunduğu mevkiidir.  Erken Demir Çağı ile birlikte yerleşim güney ve batı yönde genişlemiştir.

Metropolis Antik Kenti

Metropolis Antik Kenti, İzmir ili, Torbalı ilçesi sınırlarında Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasında bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Antik Ionia Bölgesi’ne dahil kent, Efes’e 30 km, İzmir‘e ise 40 km uzaklıkta olup, Küçük Menderes (Kaystros) havzasına hakim konumdadır.

Metropolis, “Ana Tanrıça Kenti” anlamına gelmektedir. Meter Gallesia isimli Ana Tanrıça’ya (Kybele) ait bir kült yeri işlevi gören kutsal mağara, kentin 5 km. kadar kuzeyindeki Uyuzdere Mevkii’nde bulunmaktadır. Mağarada yapılan arkeolojik kazılarda çok sayıda pişmiş toprak Ana Tanrıça heykelciği bulunmuştur. Bunun yanı sıra kent sikkeleri üzerinde rastlanılan Ana Tanrıça betimleri de bu görüşü doğrulamaktadır.

Nif (Olympos) Dağı Kazı ve Araştırmaları

Nif (Olympos) Dağı, İzmir (Smyrna) Körfezi’nin doğusunda, Kemalpaşa, Buca, Torbalı ilçelerinin ortak sınırları çevresinde yer alır. Kuzeyinde, Kemalpaşa (Nif – Kryos Çayı) Ovası ve Manisa (Sipylos) Dağı; doğusunda, Karabel Geçidi; güneyinde, Torbalı Ovası ile çevrilidir. Su kaynaklarına, verimli topraklara ve madenlere sahip Nif Dağı, kıyı ve iç kesim ile bağlantılı olması yanı sıra doğal korunaklı bir konumdadır.

Nif Dağı’nda, 1999-2001 yıllarındaki bilimsel inceleme gezilerinin ardından T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Üniversitesi adına Prof. Dr. Elif Tül Tulunay başkanlığında gerçekleştirilen 2004-2005 yılları yüzey araştırmaları ile 2006 yılından beri Bakanlar Kurulu kararıyla yapılan ilk arkeolojik kazılar, bu dağlık yörenin MÖ 8. yüzyıldan MS 14. yüzyıla dek tarihlendirilen ender kalıntı ve buluntularını ortaya çıkarmıştır: Bulunan mezarların kontekstlerine göre Hellenistik Dönem’de Ballıcaoluk’taki kale yerleşiminin nekropolisi olarak kullanıldığı düşünülen Karamattepe’de, Geç Geometrik – Arkaik Dönem yerleşiminin temel kalıntıları ve Arkaik Dönem’de kullanılmış bir metal işliği gün ışığına çıkarılmaktadır. Dağkızılca’da farklı tipte mezarları (tümülüs, taş kist mezar, pişmiş toprak lahit) barındıran büyük bir nekropolis saptanmış, Başpınar’da üç apsisli, opus sectile döşemeli Laskarisler Dönemi kilisesi ile tek apsisli büyük kilise ve güneydeki küçük şapel içi ve çevresinde kazı yapılmıştır. Başpınar Bizans yapı grubunun, proje aşamasındaki koruma çatısı altında kazısı tamamlandığında, restore edilerek ziyarete açılması planlanmaktadır.

Panaztepe Kazıları

Panaztepe, Menemen ilçesinde yer alan ve özellikle M.Ö. 3.-2. binyıllar için önemli bir yerleşim birimi ve mezarlık alanıdır.  Kaçak kazılar sonucunda keşfedilen Panaztepe mezarlığı ve yerleşim yeri Anadolu/Ege ve Doğu Akdeniz dünyasının önemli bir dönüm noktası olan Geç Tunç Çağı (yaklaşık olarak M.Ö. 17.-12. yüzyıllar) sonunda gerçekleşen, gerek Kıta Yunanistan’daki sarayların yok olması, Hitit İmparartorluğu’nun yıkılması, Kıbrıs ve Levant gölgesindeki yerleşimlerin yıkılıp terk edilmesi ve Mısır Yeni Krallık dönemi temellerinin sarsılmasıyla sonuçlanan göçlerin anlaşılması için önemli veriler sunmaktadır.

Panaztepe’nin M.Ö. 14.-13. yüzyıllara tarihlenen mezarlığı bu açıdan oldukça önemlidir.  Bu tarihler, Kıta Yunanistan kökenli Myken kültürünün hem Ege’de hem de Doğu Akdeniz’de ticari ve kültürel açıdan etken olduğu bir dönemi temsil etmektedir.  Hitit arşivlerinde Arzawa ülkesi ve daha sonraları Mira ülkesi olarak adlandırılan bölge içerisinde yer alan Panaztepe, bugüne kadar elde edilen bilimsel veriler ışığında M.Ö. 3. ve 2. binyıllar içerisinde bir ada üzerinde yer almaktaydı.

Teos Antik Kenti

Antik yazarlardan Strabon ve Pausanias, Teos’un önce Athamas tarafından kurulduğunu ve bu nedenle ünlü Lirik Şair Anakreon tarafından Athamantis olarak adlandırıldığını bildirmektedir. Antik kentte sürdürülen arkeolojik kazılar, kentin MÖ 1000 yıllarından itibaren yerleşildiğini ortaya koymuştur. Tüm Anadolu’da olduğu gibi Teos da MÖ 545 yılından sonra Pers komutanı Harpagos’un eline geçmiştir. Teos’un da içinde yer aldığı 12 kentten oluşan Ion Birliği’nin, Pers Kralı II. Kyros’un Batı Anadolu’daki baskısını kıramaması sonucu, Herodotos’a göre Teos halkının tamamı MÖ 543 yılında kenti terk etmiş ve Trakya Bölgesi’ndeki Nestos deltasında Abdera (İskeçe yakını) kentini kurmuştur.

Teoslular, Abdera’nın dışında MÖ 544 yılı civarında Taman Yarımadası’ndaki (Kırım) Phanagoria kentini de kurmuşlardır. Bununla beraber zamanla birçok kolonist ana kente geri dönmüştür. Kentin refah seviyesi o denli artmıştır ki MÖ 494 yılındaki Lade Deniz Savaşı’na Teoslular 17 gemiyle destek vermiştir.

Yeşilova

İzmir’in içindeki ilk tarih öncesi yerleşim alanı olan Yeşilova Höyüğü, Bornova Ovası’nın ortasında yer almaktadır. Neolitik Dönem’in başından itibaren Yeşilova Höyüğü’de başlayan yerleşik yaşam, yaklaşık 6500 yıl boyunca Yassıtepe ve İpeklikuyu Höyükleri’nin bulunduğu alanlara da yayılarak gelişimini sürdürmüştür.

Kentin tarihini değiştiren bu merkezdeki ilk kazılar 2005 yılında İzmir Arkeoloji Müzesi – Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü ortak çalışması olarak başlatılmıştır. Kazılara 2008 yılından itibaren, Bakanlar Kurulu kararıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ege Üniversitesi adına Doç. Dr. Zafer DERİN tarafından, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bornova Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ege Üniversitesi’nin desteğiyle devam edilmektedir.

Tarihi zenginliklerimizi gün ışığına kavuşturuyoruz...

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile gerçekleştirilen protokol çerçevesinde, İzmir Büyükşehir  Belediyesi 2012 yılından bu yana; il sınırları içinde bakanlık denetiminde kazı çalışması, çıkarılan kültür varlıklarının envantere kaydedilmesi, koruma ve restorasyon çalışmalarına destek vermektedir.

X